İletişim Başkanı Duran, milli güvenliği hedef aldığı ve terör ile suç örgütleriyle bağlantılı olduğu iddia edilen 2 bin 34 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğini duyurdu. Duran, yaptığı yazılı açıklamada, bu hesapların dezenformasyon yayarak toplumsal huzuru bozmayı amaçladığını belirtti. Erişim engeli kararının, ilgili yasal mevzuat çerçevesinde alındığı ifade edildi.
Erişim engelinin kapsamı ve gerekçeleri
İletişim Başkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, engellenen hesaplar arasında yurt içi ve yurt dışı kaynaklı pek çok profil bulunuyor. Bu hesapların, terör örgütleriyle doğrudan bağlantılı olduğu veya bu örgütlerin propagandasını yaptığı tespit edildi. Ayrıca, suç örgütlerinin faaliyetlerine destek veren içerikler paylaştıkları da belirtildi. İletişim Başkanı Duran, "Milli güvenliğimizi hedef alan, toplumda kutuplaşma yaratmaya çalışan ve terör ile suç örgütleriyle bağlantılı olduğu tespit edilen 2 bin 34 sosyal medya hesabına erişim engeli getirilmiştir" ifadelerini kullandı.
Erişim engeli kararı, 5651 sayılı Kanun kapsamında alındı. Bu kanun, internet ortamında işlenen belirli suçlarla ilgili içerik ve yer sağlayıcıların sorumluluklarını düzenliyor. Kanunun 8. maddesi, milli güvenliğin ihlali, kamu düzeninin bozulması gibi durumlarda erişimin engellenmesine olanak tanıyor. İletişim Başkanlığı, bu kapsamda yapılan başvurular üzerine mahkeme kararları doğrultusunda engelleme işlemlerini gerçekleştirdi.
Engellenen hesapların hangi platformlarda olduğu açıklanmadı. Ancak sosyal medya kullanıcıları arasında Twitter, Facebook, Instagram ve TikTok gibi yaygın platformlarda bu tür engellemelerin sıkça yaşandığı biliniyor. İletişim Başkanlığı, son yıllarda dezenformasyonla mücadele kapsamında çeşitli adımlar atıyor. Özellikle seçim dönemlerinde ve olağanüstü hallerde bu tür engellemelerin arttığı gözlemleniyor.
Dezenformasyonla mücadele ve yasal çerçeve
Türkiye'de sosyal medya platformlarına yönelik düzenlemeler, 2020 yılında kabul edilen 7253 sayılı Kanun ile daha da sıkılaştırıldı. Bu kanun, sosyal medya şirketlerine Türkiye'de temsilci bulundurma zorunluluğu getirdi. Ayrıca, içerik kaldırma taleplerine hızlı yanıt verilmemesi durumunda idari para cezaları öngörüldü. Bu düzenlemeler, sosyal medya platformlarının Türkiye'deki faaliyetlerini önemli ölçüde etkiledi.
Dezenformasyonla mücadele kapsamında, İletişim Başkanlığı bünyesinde Dezenformasyonla Mücadele Merkezi kuruldu. Bu merkez, sosyal medyada yayılan yanlış bilgileri tespit ederek kamuoyunu doğru bilgilendirmeyi amaçlıyor. Merkez, aynı zamanda yabancı kaynaklı dezenformasyon kampanyalarına karşı da çalışmalar yürütüyor. İletişim Başkanı Duran, yaptığı açıklamada, "Dezenformasyonla mücadelede kararlıyız. Milli güvenliğimizi tehdit eden hiçbir hesaba göz açtırmayacağız" dedi.
Uzmanlar, sosyal medya engellemelerinin ifade özgürlüğü açısından tartışmalara yol açtığını belirtiyor. Bazı kesimler, bu tür engellemelerin keyfi olabileceğini ve muhalif sesleri susturmaya yönelik olabileceğini savunuyor. Ancak yetkililer, engellemelerin tamamen yasal çerçevede ve mahkeme kararlarına dayanarak yapıldığını vurguluyor. İletişim Başkanlığı, engellenen hesapların somut delillere dayandığını ve her birinin ayrı ayrı incelendiğini belirtiyor.
Öte yandan, sosyal medya platformları da kendi topluluk kuralları çerçevesinde bazı hesapları askıya alabiliyor. Ancak Türkiye'deki erişim engellemeleri, genellikle devlet kurumlarının talepleri doğrultusunda gerçekleşiyor. Bu durum, platformlar ile Türk hükümeti arasında zaman zaman gerilime neden olabiliyor. Son yıllarda, Twitter ve diğer platformların Türkiye'de temsilcilik açma süreci tamamlandı ve bu sayede iletişim daha düzenli hale geldi.
Engelleme kararları, kullanıcılar tarafından çeşitli şekillerde aşılabiliyor. VPN kullanımı gibi yöntemlerle engellenen sitelere erişim sağlanabiliyor. Bu da engellemelerin etkinliğini tartışmaya açıyor. Ancak yetkililer, VPN kullanımının da yasal düzenlemeler kapsamında takip edildiğini ve gerekli durumlarda yaptırım uygulandığını ifade ediyor.
İletişim Başkanı Duran'ın açıklaması, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Bazı kullanıcılar kararı desteklerken, bazıları eleştirdi. Konuyla ilgili olarak, muhalefet partilerinden henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak insan hakları örgütleri, ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların artmasından endişe duyduklarını belirtti.
Sonuç olarak, 2 bin 34 sosyal medya hesabına erişim engeli getirilmesi, Türkiye'nin dijital alandaki güvenlik politikalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bu tür müdahaleler, milli güvenlik ve kamu düzeni gerekçesiyle yapılıyor olsa da, demokratik haklar ve ifade özgürlüğü açısından dengenin nasıl sağlanacağı önümüzdeki dönemde tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor.