Bir aile, iki çocuklarının 19 yıl boyunca yanlış teşhis ve tedavi gördüğünü iddia ederek özel bir genetik tanı merkezi hakkında suç duyurusunda bulundu. Aile, çocukların 'yüzde 100 engelli' hale geldiğini ve bunun merkezin hatasından kaynaklandığını öne sürüyor. Merkezin avukatı ise çocuklarda tıp literatüründe henüz tanısı konulmamış nadir bir hastalık bulunduğunu savunarak suçlamaları reddetti.
19 Yıllık Tanı ve Tedavi Süreci
Olay, [Şehir]'de yaşayan [Aile Soyadı] ailesinin iki çocuğunun (şu an 21 ve 19 yaşlarında) doğuştan gelen kas ve sinir hastalıkları şüphesiyle 2005 yılında aynı genetik merkezine başvurmasıyla başladı. Aile, merkezin çocuklara 19 yıl boyunca kas distrofisi tanısı koyduğunu ve bu süreçte uygulanan tedavilerin işe yaramadığını ifade ediyor.
Ailenin avukatı [Avukat Adı], yaptığı açıklamada, 'Müvekkillerim, yıllarca yanlış tanı ve tedavi nedeniyle hem fiziksel hem psikolojik olarak yıprandı. Bugün iki çocuk da tekerlekli sandalyeye bağımlı, yüzde 100 engelli raporu almak zorunda kaldı. Oysa doğru bir genetik test ile çocukların asıl hastalığı daha erken teşhis edilebilir ve farklı bir tedavi yolu izlenebilirdi' dedi.
Suç duyurusunda, merkezin ihmal ve kusuru sonucu çocukların temel sağlık haklarının ihlal edildiği, bu durumun ağır bir mağduriyet yarattığı belirtilerek, sorumluların cezalandırılması istendi.
Merkezden Yanıt: 'Nadir Hastalık Söz Konusu'
Hakkında suç duyurusunda bulunulan genetik merkezinin avukatı [Avukat Adı], iddiaların gerçeği yansıtmadığını savundu. Avukat, 'Çocuklarımızda, tıp dünyasında henüz tam olarak tanımlanmamış, oldukça nadir görülen bir hastalık bulunuyor. Bu hastalığın seyri itibarıyla benzer belirtiler gösteren kas distrofisi gibi hastalıklarla karıştırılması olasıdır. Ancak merkezimiz, hastalarımızın takibini titizlikle yapmış, gerekli tüm testleri uygulamıştır. Ortada bir ihmal veya hata yoktur. Bu nedenle suçlamaları kabul etmiyoruz' ifadelerini kullandı.
Avukat, çocukların durumunun hastalığın doğası gereği ağırlaştığını, erken teşhisin sonucu değiştirmeyeceğini de sözlerine ekledi.
Bilirkişi Raporu ve Yargı Süreci
Savcılık, olayla ilgili olarak başlatılan soruşturmada, çocukların tüm tıbbi kayıtları ve genetik test sonuçlarını incelemek üzere [Üniversite] Tıp Fakültesi'nden bilirkişi atadı. Bilirkişi heyetinin, 19 yıllık süreci değerlendirerek, merkezin uyguladığı teşhis ve tedavinin tıp kurallarına uygun olup olmadığını belirlemesi bekleniyor. Raporun, savcılığın takipsizlik veya iddianame kararı vermesinde kritik rol oynaması öngörülüyor.
Ailenin avukatı bilirkişi raporunun çıkmasını beklediklerini belirtirken, merkez avukatı ise sürecin lehlerine sonuçlanacağına inandıklarını söyledi.
Tıbbi Hatalar ve Mağduriyetler
Türkiye'de tıbbi hata iddiaları, son yıllarda artan şekilde gündeme geliyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2022'de tıbbi uygulama hatası şikayetleri bir önceki yıla göre %20 artış gösterdi. Uzmanlar, genetik hastalıkların teşhisindeki zorluklara dikkat çekerek, bu tür durumların ailelerde ciddi travmalara yol açtığını vurguluyor.
Genetik uzmanı Prof. Dr. [İsim], 'Nadir genetik hastalıkların teşhisi bazen yıllar alabiliyor. Ancak gelişen teknolojiyle birlikte, dizileme gibi yöntemler sayesinde artık daha hızlı sonuç alınması mümkün. Bu vakada olduğu gibi, doğru teşhisin gecikmesi, hastalığın seyrini olumsuz etkileyebiliyor' dedi.
Yaşanan bu mağduriyetin benzerlerinin tekrarlanmaması için tıbbi genetik alanında standardizasyonun ve denetimlerin artırılması gerektiği uzmanlarca ifade ediliyor.
Bu haber, [Tarih] tarihinde [Saat]'de güncellenmiştir.