İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ/PDY terör örgütü tarafından gerçekleştirilen hain darbe teşebbüsünün İstanbul ayağına yönelik yeni bir iddianame hazırladı. İddianamede, cuntacı 'Yurtta Sulh Konseyi'nin talimatlarıyla hareket eden ve darbe sürecini İstanbul'da yöneten 21 sanık yer alıyor. Sanıklar hakkında 'anayasayı ihlal', 'Cumhurbaşkanına suikast', 'TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüs' ve 'silahlı terör örgütü yöneticiliği' gibi suçlamalar bulunuyor.
İddianamede yer alan suçlamalar
Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede, sanıkların darbe girişimi gecesinde İstanbul'da genelkurmay ve özel kuvvetler başta olmak üzere kritik noktalardaki eylemleri koordine ettikleri belirtiliyor. İddianameye göre, sanıkların bazıları doğrudan 'Yurtta Sulh Konseyi' üyeleriyle irtibatlı olarak darbe talimatlarını yerine getirdi. Özellikle Boğaz köprülerinin kapatılması, havalimanlarının ele geçirilmesi ve Genelkurmay Başkanlığına yönelik saldırıların planlanması ve icrasında rol aldıkları ifade ediliyor.
Yargılama süreci ve beklentiler
Daha önceki davalarda olduğu gibi, bu iddianamenin de ağır ceza mahkemelerinde görülmesi bekleniyor. Sanıkların yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak. Darbe girişiminin üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen, adli süreçlerin devam ettiğini belirten hukukçular, bu tür davaların toplumsal hafıza ve hukukun üstünlüğü açısından önemli olduğunu vurguluyor. Savunma avukatları ise müvekkillerinin suçlamaları kabul etmediğini ve adil yargılanma haklarının korunmasını talep ediyor.
15 Temmuz darbe girişimi, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kanlı darbe teşebbüslerinden biri olarak kayıtlara geçmiş, 251 kişi hayatını kaybetmiş, 2 bin 194 kişi yaralanmıştı. FETÖ/PDY terör örgütünün bu eylemi, Türkiye genelinde geniş çaplı bir soruşturma ve yargılama sürecini başlatmıştı. Bugüne kadar binlerce kişi yargılanmış ve çeşitli cezalar almıştı.
İstanbul başsavcılığının hazırladığı bu yeni iddianame, darbe girişiminin İstanbul ayağındaki tüm aktörlerin yargı önüne çıkarılması hedefinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Sürecin titizlikle yürütülmesi, hem adaletin tecellisi hem de benzer girişimlerin önlenmesi açısından kritik önem taşıyor.