Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından İstanbul'da açılan davalarda görev alan hukukçular, yıllar süren yargılama sürecinde yaşadıklarını anlattı. İstanbul Adliyesi'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan hakim, savcı ve avukatlar, 161 ayrı davanın görüldüğü, 2914 sanığın yargılandığı davalarda toplam 4 milyon 200 bin sayfa delil incelendiğini belirtti.
Davaların kapsamı ve zorlukları
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, darbe girişiminin hemen ardından İstanbul'da 24 ayrı soruşturma başlatıldığını, bu kapsamda 1.200'den fazla şüpheli hakkında işlem yapıldığını söyledi. Gürlek, 'Soruşturma aşamasında 10 binin üzerinde tanık dinlendi, 50 bin saat kamera kaydı izlendi. Bu büyüklükte bir dava dosyası Türkiye tarihinde daha önce görülmemiştir' dedi. Hakim Ayşe Karagöz ise özellikle Boğaz Köprüsü ve Genelkurmay Başkanlığı'ndaki eylemlere ilişkin davalarda 150'ye yakın duruşma yapıldığını, her duruşmanın ortalama 8 saat sürdüğünü aktardı.
Sanıkların savunmaları ve adil yargılama
Davalarda görev alan avukatlar da sürecin zorluklarına dikkat çekti. Avukat Mehmet Durmuş, 'Müvekkillerimizin neredeyse tamamı örgüt üyeliğini reddetti. Biz de her bir sanık için ayrı ayrı delil değerlendirmesi yapmak zorundaydık. Bazen bir duruşmada 30-40 sanık vardı ve her birinin dosyası ayrıydı' ifadelerini kullandı. Avukat Zeynep Yılmaz ise darbe gecesi yaşananları anlatan tanıkların ifadelerinin davaların seyrini değiştirdiğini belirtti: 'Bir tanık, 'Komutanım bize darbe emri verdi' dediğinde salon sessizliğe bürünüyordu. Bu ifadeler, örgütün hiyerarşik yapısını ortaya koydu.'
Hukukçular, davaların 2019 yılında büyük ölçüde tamamlandığını, ancak Yargıtay sürecinin halen devam ettiğini ifade etti. Toplamda 289 kişi ağırlaştırılmış müebbet, 1.200'den fazla kişi ise müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Davalarda 111 sanık beraat ederken, 600'den fazla sanık hakkında ise çeşitli hapis cezaları verildi.
Bu devasa yargılama süreci, Türkiye'de darbe girişimlerine karşı hukukun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Yıllar süren titiz çalışma, adaletin tecellisi için atılan büyük bir adım olarak kayıtlara geçti. Ancak bu tür davaların maliyeti ve süresi, yargı sisteminin reform ihtiyacını da gündeme getiriyor.