15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden on yıl geçti. Samsun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın, bu süreçte örgütlerden zihniyetlere kadar uzanan hakikat tekelciliğiyle mücadelenin önemine dikkat çekti. Aydın, toplumsal hafızanın ilk sarsıntılarının yaşandığı bu dönemde, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerinin korunması gerektiğini belirtti.
Hakikat tekelciliği nedir?
Hakikat tekelciliği, belirli bir grup veya zihniyetin kendi görüşlerini mutlak doğru olarak dayatması ve alternatif düşünceleri bastırması anlamına geliyor. Prof. Dr. Aydın, bu olgunun sadece darbeyi planlayan örgütlerde değil, zamanla toplumun farklı kesimlerinde de ortaya çıkabildiğini ifade etti. "15 Temmuz, bu tekelciliğe karşı verilen mücadelede bir dönüm noktasıdır" dedi.
On yıllık süreçte neler yaşandı?
Darbe girişimi sonrası Türkiye, olağanüstü hal (OHAL) döneminden geçti. Binlerce kişi gözaltına alındı, kamu kurumlarında tasfiyeler yaşandı. Aydın, bu süreçte hakikat tekelciliğine karşı durmanın zorlaştığını ancak demokratik değerlerden taviz verilmemesi gerektiğini vurguladı. "Toplum olarak, farklı görüşlere açık olmalıyız. Aksi takdirde, darbecilerin zihniyetiyle mücadele ederken, benzer bir tekelciliğe düşebiliriz" uyarısında bulundu.
Zihniyetler ve örgütler
Prof. Dr. Aydın, mücadelenin sadece belirli örgütlere yönelik olmaması gerektiğini, aynı zamanda bu örgütleri besleyen zihniyet yapılarıyla da hesaplaşılması gerektiğini söyledi. "Her örgüt bir zihniyetin ürünüdür. O zihniyet yaşadıkça yeni örgütlenmeler ortaya çıkabilir" dedi. Bu nedenle, eğitimden medyaya kadar her alanda eleştirel düşüncenin teşvik edilmesi gerektiğini ekledi.
Geleceğe yönelik mesajlar
Aydın, genç nesillere demokrasi bilinci aşılanması gerektiğini belirtti. "On yıl önce yaşananları unutmamalıyız. Ancak unutmamak, nefret etmek değil; ders çıkarmak anlamına gelir" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin, hakikat tekelciliğine karşı mücadelesinde başarılı olabilmesi için çoğulcu bir anlayışı benimsemesi gerektiğini vurguladı.
15 Temmuz, sadece bir darbe girişiminin değil, aynı zamanda bir zihniyetin sorgulandığı tarihi bir andır. Bu sorgulama devam ettiği sürece, Türk demokrasisi güçlenecek ve benzer tehditlerle başa çıkabilme kapasitesini artıracaktır.