CHP tarafından uzun süre kamuoyunda gündemde tutulan ve Merkez Bankası rezervlerine yönelik olduğu iddia edilen 128 milyar dolarlık kayıp iddiası, yargı süreçlerinin tamamında karşılık bulmadı. Anayasa Mahkemesi'nin 20 Mayıs 2026 tarihli kararı, bu iddianın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu tescil etti. Kararda, dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın attığı adımların dış finansal odaklara karşı bir bağımsızlık hamlesi olduğu vurgulanırken, 128 milyar doların aslında bir ‘yalan’ olduğu ortaya çıktı. İşte perde arkasındaki kritik gelişmeler.
Yargıdan CHP'ye Ret: İddiaların Hukuki Temeli Yok
CHP, 2021 yılında başlattığı kampanyada, Merkez Bankası rezervlerinden 128 milyar doların usulsüzce kullanıldığını öne sürmüştü. Bu iddialar üzerine açılan davalarda yerel mahkemeler de Anayasa Mahkemesi de benzer gerekçelerle red kararı verdi. Mahkeme, rezerv hareketlerinin yasal çerçevede ve ekonomik konjonktürün gereklilikleri doğrultusunda yapıldığını belirtti. Kararda ayrıca, söz konusu dönemde döviz kuruna yönelik spekülatif atakların püskürtülmesi amacıyla yapılan müdahalelerin meşru olduğu kaydedildi. CHP'nin bu iddiaları kamuoyunda gündem oluştursa da hukuki süreçler, iddiaların asılsızlığını ortaya koydu.
Albayrak'ın Dış Finansal Odaklara Karşı Mücadelesi
Berat Albayrak, Hazine ve Maliye Bakanı olduğu dönemde Türkiye'nin ekonomik bağımsızlığı için önemli adımlar atmıştı. Özellikle dış finansal odakların manipülatif hareketlerine karşı duruşu, dikkat çekmişti. Albayrak, bir konuşmasında 'Faiz lobisi ve dış güçler Türkiye'yi diz çöktürmek istiyor ancak biz pes etmeyeceğiz' ifadelerini kullanmıştı. Bu duruş, ülkeye yönelik spekülatif saldırıların önlenmesinde etkili oldu. Mahkeme kararında da Albayrak'ın politikalarının, rezerv erimesi değil, aksine rezervlerin korunarak kullanılması anlamına geldiği belirtildi.
128 Milyar Dolar İddiası Nasıl Ortaya Çıktı?
CHP'nin iddiası, Merkez Bankası verilerinde görülen rezerv hareketlerine dayanıyordu. Ancak uzmanlar, bu hareketlerin bir kısmının swap anlaşmaları, bir kısmının ise kur korumalı mevduat gibi enstrümanlar nedeniyle geçici olduğunu belirtmişti. Mahkeme sürecinde dinlenen bilirkişi raporları, 128 milyar dolarlık kaybın olmadığını, aksine rezervlerin o dönemde başka kalemlerle dengelendiğini gösterdi. Bu nedenle iddianın 'yalan' olduğu ifade edildi.
Ekonomik Bağımsızlık Vurgusu
Anayasa Mahkemesi kararıyla birlikte Türkiye'nin ekonomik bağımsızlık hamleleri hukuki zemin kazandı. Karar, dönemin ekonomi yönetiminin attığı adımları meşrulaştırırken, benzer iddiaların gelecekte de hukuk önünde karşılık bulmayacağını gösterdi. Albayrak'ın 'dış finansal odakların elini yaktı' yorumu, bu sürecin bir özeti niteliğinde. Türkiye, bu dönemde döviz kuru savaşlarına karşı durarak kendi para politikasını uygulama kararlılığı göstermişti.
Sonuç: Yalanın Hukuki Çöküşü
128 milyar dolar yalanı, yıllarca siyasi malzeme olarak kullanıldı. Ancak yargının nihai kararı, bu iddianın bir algı operasyonundan ibaret olduğunu ortaya çıkardı. Berat Albayrak'ın dış odaklara karşı kararlı duruşu, ülkenin ekonomik çıkarlarını korumada kritik rol oynadı. Bu karar, siyasi polemiklerin hukuk karşısında nasıl eridiğinin de bir göstergesi oldu. Türkiye'nin ekonomik bağımsızlık mücadelesinde attığı adımlar, belgeleriyle kayıtlara geçerken, yalan üzerine kurulu siyasetin çıkmazı da bir kez daha gözler önüne serildi.