Diyarbakır’da 12 yaşındaki bir kız çocuğunu evlenmek amacıyla kaçırdığı iddia edilen 29 yaşındaki Z.Ş., mahkeme tarafından 'Reşit olmayanla cinsel ilişki' suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Karar, toplumda çocuk yaşta evlilikler ve cinsel istismar konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirirken, adli mercilerin cezalandırma politikaları da sorgulanmaya başlandı.
Olayın geçmişi
Sanık Z.Ş., Diyarbakır'ın merkez ilçelerinde yaşayan 12 yaşındaki kız çocuğunu, ailesinin rızası olmaksızın kaçırmakla suçlanıyor. İddiaya göre, Z.Ş., mağduru ikna ederek evlenme vaadiyle yanında götürdü ve bir süre boyunca alıkoydu. Olay, ailenin şikayeti üzerine jandarma ekiplerinin çalışmasıyla ortaya çıktı. Z.Ş., kısa süre sonra yakalanarak gözaltına alındı ve tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Dava süreci
Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, sanık Z.Ş. hakkında 'Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması' ile 'Reşit olmayanla cinsel ilişki' suçlarından dava açıldı. Yapılan yargılama sonucunda mahkeme, sanığı 'Reşit olmayanla cinsel ilişki' suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına mahkum etti. Ancak 'Çocuğun kaçırılması' suçundan ise beraat kararı verildi. Kararda, sanığın mağduru evlenme vaadiyle kaçırdığı ancak cebir veya tehdit kullanmadığı, bu nedenle kaçırma suçunun unsurlarının oluşmadığı belirtildi. Ayrıca, ceza hesaplanırken sanığın tutuklu kaldığı süre ve yargılama aşamasındaki olumlu tutumu dikkate alındı.
Toplumsal tepkiler
Karar, özellikle kadın ve çocuk hakları savunucuları tarafından sert bir dille eleştirildi. Uzmanlar, 12 yaşındaki bir çocukla cinsel ilişkinin reşit olmayana tecavüz kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ve verilen cezanın caydırıcı olmaktan uzak olduğunu ifade etti. Çocuk gelinlerle mücadele dernekleri, Türkiye'de çocuk yaşta evliliklerin önlenmesi için yasal düzenlemelerin yetersiz kaldığını vurguladı. Ailenin avukatı ise kararı temyiz edeceklerini açıkladı. Sosyal medyada da geniş yankı uyandıran karar, 'Çocuk gelin' etiketiyle gündem oldu.
Hukuki boyut
Ceza muhakemesi sürecinde, mahkeme heyeti, olayın oluş şeklini ve mağdur ile sanık arasındaki yaş farkını göz önünde bulundurdu. Türk Ceza Kanunu’na göre, 15 yaşını tamamlamamış çocuklarla cinsel ilişki, rıza olsa bile suç teşkil etmektedir. Ancak bu davada olduğu gibi, çocuk kaçırma ve alıkoyma suçunun beraatle sonuçlanması, benzer vakalarda emsal teşkil edebilecek bir durum oluşturuyor. Hukukçular, Yargıtay'ın bu tür davalarda verdiği kararların yönlendirici olduğunu belirtiyor. Öte yandan, çocuk gelinlerin önlenmesi amacıyla 2016'da yapılan yasal düzenlemeye rağmen, uygulamada sorunlar yaşandığı gözleniyor. Bu dava, hukuki boşlukların ve toplumsal önyargıların bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Sonuç
Diyarbakır’da yaşanan bu olay, çocuk yaşta evliliklerin ve cinsel istismarın önlenmesi konusunda toplumsal bir farkındalık yaratmış olsa da, verilen ceza caydırıcılık açısından tartışmalıdır. Çocukların korunması için yasal çerçevenin güçlendirilmesi ve toplumsal bilincin artırılması gerektiği bir kez daha ortaya çıkmıştır. Adaletin tecellisi için temyiz sürecinin yakından takip edilmesi önemlidir.