Isparta'nın Yalvaç ilçesinde bulunan Men Kutsal Alanı'nda 113 yıl önce ortaya çıkarılan bir yapının, yıllardır süren belirsizliğin ardından Anadolu'nun ikinci Hekate Tapınağı olduğu kesinleşti. Daha önce Tanrıça Demeter'e ait olduğu düşünülen tapınak, kazı başkanı Prof. Dr. Mehmet Özhanlı liderliğindeki ekip tarafından yapılan detaylı araştırmalar sonucunda Hekate'ye adandığı belgelendi. Muğla'da bulunan ve bilinen tek Hekate Tapınağı'na bir yenisini ekleyen bu keşif, antik dönem inanç sistemine ışık tutuyor.
Yıllar süren yanılgı ve belgeleme süreci
1910 yılında başlayan ilk kazılarda gün yüzüne çıkarılan yapı, uzun süre Tanrıça Demeter tapınağı olarak kabul edildi. Ancak zamanla bulunan yazıtlar, heykel parçaları ve mimari özellikler, bu tanımlamanın doğru olmadığını gösterdi. Prof. Dr. Özhanlı yaptığı açıklamada, "Yapıdaki kabartmalarda Hekate’nin sembolleri olan meşale, anahtar ve yılan figürlerini tespit ettik. Ayrıca bir adak yazıtında ‘Hekate Epiphanes’ (Görünen) ifadesi bulundu. Bu, tapınağın Hekate’ye adandığını kesinleştirdi" dedi.
Hekate kültü ve Anadolu'daki önemi
Antik Yunan ve Roma dönemlerinde büyü, ay ve kavşakların tanrıçası olarak bilinen Hekate, genellikle üç başlı ve elinde meşale, anahtar ya da yılan taşırken betimlenir. Anadolu'da daha önce sadece Muğla'nın Lagina antik kentinde bir Hekate Tapınağı biliniyordu. Isparta'daki bu yeni keşif, kültün yayılım alanı hakkında önemli bilgiler sağlıyor. Men Kutsal Alanı'nın, Tanrı Men ile birlikte Hekate’nin de önemli bir ibadet merkezi olduğu anlaşıldı.
Kazılar ve turizme katkı
Bölgedeki kazı çalışmaları 2020 yılından bu yana Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izniyle Prof. Dr. Özhanlı başkanlığındaki ekip tarafından yürütülüyor. Yeni belgeleme ile birlikte Yalvaç'ın arkeolojik zenginliği daha da arttı. İlçede ayrıca Pisidia Antiokheia antik kenti bulunuyor. Yerel yönetimler, keşfin bölge turizmini canlandırmasını bekliyor. Tapınağın bulunduğu alanın ziyarete açılması ve çevre düzenlemesi için çalışmalar devam ediyor.
Tepkiler ve değerlendirme
Arkeoloji dünyasında heyecan yaratan bu keşif, akademisyenler tarafından "Anadolu din tarihi açısından devrim niteliğinde" olarak değerlendiriliyor. Özellikle Hekate kültüne dair bilgilerin artması, dönemin sosyal yapısını anlamaya katkı sağlıyor. Bağımsız değerlendirmeler, bu tür keşiflerin kültürel mirasın korunması ve tanıtımı açısından kritik olduğunu vurgularken, benzer yanlış tanımlamaların düzeltilmesi için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirtiyor.