Diyarbakır'da bir mağarada bulunan cesedin, 10 yıldır kayıp olarak aranan Gülizar Bingöl'e ait olduğunun belirlenmesinin ardından açılan davanın üçüncü duruşmasında tanık olarak dinlenen oğlu U.B., "Dün 18 yaşıma girdim. Benim annem ben 6 yaşındayken kayboldu. Neden kaybolduğunu öğrenemedik. Anneme zarar verenlerden sonuna kadar şikayetçiyim" ifadelerini kullandı. Dava, Bingöl ailesinin 10 yıldır süren acı bekleyişine son veren mağaradaki keşifle yeniden gündeme geldi.
Mağarada 10 yıl sonra bulunan ceset
Gülizar Bingöl, 2014 yılında Diyarbakır'ın merkez Bağlar ilçesindeki evinden ayrıldıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamamıştı. Ailenin kayıp başvurusu üzerine yıllar süren arama çalışmaları sonuçsuz kalmıştı. Geçtiğimiz aylarda Diyarbakır'ın kırsal bir bölgesindeki mağarada bir iskelet bulundu. Yapılan DNA testleri sonucunda cesedin Gülizar Bingöl'e ait olduğu kesinleşti. Olayın ardından gözaltına alınan üç şüpheli hakkında "kasten öldürme" suçundan dava açıldı. Duruşma, Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülüyor.
Oğul U.B.'nin ifadesi yürek burktu
Duruşmada tanık olarak dinlenen U.B., annesinin kaybolduğu dönemde henüz 6 yaşında olduğunu belirterek, "10 yıl boyunca annemin nerede olduğunu bilmeden büyüdüm. Dün 18 yaşıma girdim ve annemi son kez görmek için buradayım. Annemi benden çalanlardan şikayetçiyim, sonuna kadar takipçisi olacağım" dedi. U.B.'nin ifadesi duruşma salonunda duygusal anlar yaşanmasına neden oldu. Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.
Dava dosyasındaki bilgilere göre, Gülizar Bingöl'ün en son görüldüğü gün, eşiyle tartıştığı ve ardından evi terk ettiği iddia ediliyor. Aile üyeleri, o dönemde eşinin kendisini tehdit ettiğini öne sürmüştü. Ancak eş, ifadesinde suçlamaları reddetti. Olayla ilgili soruşturma kapsamında mağarada bulunan cesedin üzerinde yapılan incelemelerde, kafatasında kırık tespit edildiği ve ölümün şiddet sonucu meydana geldiği belirtildi.
Bingöl ailesinin 10 yıllık mücadelesi
Gülizar Bingöl'ün kaybolmasının ardından ailesi, Diyarbakır başta olmak üzere çevre illerde defalarca arama yapmış, sosyal medya kampanyaları düzenlemişti. Aile, sürekli olarak yetkililere başvuruda bulunmalarına rağmen somut bir ilerleme kaydedilemediğini ifade ediyor. Oğul U.B., annesinin kaybının ardından babaannesi tarafından büyütüldüğünü ve annesinin anısına sahip çıkmak için ismini bir dövme olarak koluna kazıttığını anlattı. Duruşma çıkışında konuşan aile avukatı, "Bu dava, kadına yönelik şiddetin ve kayıp vakalarının ne kadar ciddi boyutlara ulaştığını gösteriyor. Adaletin tecellisi için mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi.
Dava, Türkiye'de kayıp kadın vakalarının sıklıkla gündeme geldiği bir dönemde, mağarada bulunan cesetle yıllar sonra aydınlanan bir sır olarak dikkat çekiyor. Benzer olaylarda olduğu gibi, bu dava da kayıp şahısların bulunmasında teknolojik imkanların ve DNA eşleştirmesinin önemini bir kez daha ortaya koydu.